Kahve, Karaciğer Hastalığı Riskini Azaltıyor

Yazar:

Kahve hayatımızın önemli bir parçası. Yoğun iş temposunda , ders çalışma zamanında, sınav haftalarında insanların yardımına yetişiyor. Kahvenin içinde bulunan kafein, uyarıcı etkisi nedeniyle zihni açık ve dinç tutar. Ayrıca kafeinin hiç bilmediğiniz bir çok faydası ve özelliği bulunmakta. Bunlardan biri de karaciğere iyi gelmesi.

Kahve üzerinde son zamanlarda uzmanlar araştırma yapmakta. Avrupa Gıda Güvenliği Otoritesinin kafein güvenliğini incelemesine göre, üç ila beş fincan gibi bir kahve tüketiminin, karaciğer hastalığı gelişme riskinizi % 65’e kadar azaltabileceğini gösteriyor.

Şu anda,  kronik karaciğer rahatsızlığı ile yaşayan yaklaşık  29 milyon Avrupalı ​​var ve bunların çoğu hastalığın semptomları olmadığı için farkında değil. Hepatit, siroz, alkolsüz yağlı karaciğer hastalığı ve hepatoselüler kanser gibi bir dizi durumu kapsayan kronik karaciğer hastalığı, Avrupa Birliği’ndeki en yaygın beşinci ölüm nedenidir.

University College London’da profesör olan Graeme Alexander, “Karaciğer hastalığı Avrupa’da artıyor ve dünyanın en popüler içeceklerinden biri olan kahvenin ve diyetin hastalığı nasıl etkilediğini anlamamız önemlidir.” şeklinde bir açıklama yaparak kahvenin karaciğer üzerinde ki etkisine dikkat çekti.

Kahve içen insanların, karaciğer enzimleri gamma-glutamil transferaz (GGT) ve alanin transaminaz (ALT) seviyelerinin kahve içmeyenlere göre önemli ölçüde daha düşük gösterdiğini göstermektedir.

Ayrıca Türk Karaciğer Vakfı Başkanı Prof. Dr. Yılmaz Çakaloğlu da kahve içmenin karaciğer üzerinde faydaları olduğunu geçtiğimiz kış ayında açıkladı. Karaciğer yağlanmasına karşı iyi geldiğini; kahvenin, siroz ve kanseri tetikleyen alkol dışı karaciğer yağlanmasına iyi geldiğini ve iltihabı azalttığını açıkladı. Son yıllarda yapılan araştırmalarda günde 3 fincan filtre kahve ya da Türk kahvesi tüketiminin de karaciğer hastalıklarında fibrozisi (bağ dokusu artışı) önleyici rol oynadığı belirtiliyor. Ayrıca kahve içenlerin karaciğer enzim seviyelerini düşürdüğünü göstermiştir. Bu çalışma Hepatoloji Dergisi’nde yayınlandı.

Yorum Yapın

Your email address will not be published.

Benzer Yazılar